Home / REHBERLİK

REHBERLİK



ÇOCUĞUMUZ ANAOKULUNA BAŞLIYOR…

Anaokuluna başlayan çocuk ilk kez annesinden-aile fertlerinden ayrılır farklı insanların arasına girer. Çoğu zaman sancılı geçen okula alışma sürecini başarıyla atlatmada ebeveynin rolü de oldukça önem taşır.

Anaokuluna başlayan çocuk ilk kez annesinden-aile fertlerinden ayrılır farklı insanların arasına girer. Çoğu zaman sancılı geçen okula alışma sürecini başarıyla atlatmada ebeveynin rolü de oldukça önem taşır.

Anaokuluna başlama sürecinde çocuklar nasıl bir duygusal değişim yaşar?

Anaokulu eğitimin başladığı kurumdur. Eğitim  anaokulu öncesinde aile tarafından verilmeye başlanmıştır. Tanım olarak tutum ve davranış değiştirme olarak kabul edilen eğitim süreci bir anlamda doğum ile başlamıştır. Uyku ,beslenme saatlerinin düzenlenmesi ilk eğitim örnekleri olarak görülebilinir. Ailenin verdiği bu eğitim anaokulu dönemi öncesine kadar sürer. Kabaca artık kendi ihtiyaçlarını karşılar olgunluğa eren çocuk toplumsal ortamlara açılmaya başlayacağı (kabaca 3 yaş) olgunluğa erdiği zaman, anaokulu zamanı da gelmiş sayılır. Ev dışında her türlü ortam yabancıdır, bilinmezlik içerir dayanılmaz cazibesi ile birlikte ürkütücü özellikler de içerir. İnsanlığın en temel çatışmalarından biri olan yakınlaşma-uzaklaşma çatışmasın bir biçimde çocuk hisseder; Bir yandan dış ortamın çekiciliği bir yandan ürkütücülüğü. Çocuk çelişkili duygular içindedir. Bir bölümü bu duyguları açık, uzun ve yoğun olarak yaşar ve sergilerken bir kısmı da daha örtülü, kısa süreli ve hatta düşük yoğunlukta yaşar.


Çocukta ne gibi tepkiler görülür?

Biraz önce tanımlanmaya çalışılan duyguların şiddeti çocuğun sergileyeceği tepkilerin biçimlenmesinde önemli rol oynar. Temel güven duygu sorunu yaşamamış, ebeveyni ile uyumlu ve dengeli ilişki yaşamış, sağlıklı ve güvenli bağlanma geliştirmiş çocuk göze çarpan bir tepki sergilemez, yumuşak bir geçişle bu yeni eğitim ortamına uyum yapar. İlişkilerinde zorluklar barındıran ve tereddütler yaşayan çocuğun tepkileri ise alevli ve şiddetli olabilir. Öncelikle anneden ayrılmayı reddetme ve anaokuluna başlamasında ısrar edilmesinde de tepkilerin artarak şiddetlenmesi ortaya çıkan ilk belirtilerdir. Durumda duruma farklılık görünmesine karşın tepkiler farklı biçim ve şiddet ile ortaya çıkar; Sabah okul zamanı ile başlayan karın ağrıları, ağlamalar, hareketlerde yavaşlama, isteksiz ve olumsuz cevaplar, kısaca çocuk baştan aşağıya olumsuz ve her şeyi reddeden bir tutum içindedir. Okul sözünden vazgeçildiğinin ilan edilmesi ile tüm belirtiler çok hızlı bir biçimde söner, bir süre önce sergilenen alevli tablonun yerini tam bir sükunet alır.

Çocuğunuzun yuvaya hazır olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?

Öncelikle çocuğunuzu kendinize çok bağımlı yetiştiriyorsanız ve ona bir şeyler yapması için fırsat tanımıyorsanız, okula başlamada sıkıntılar yaşama olasılığınız yüksek olacaktır.Sürekli istekleri yerine getirilen,ihtiyaçlarını kendisi karşılıyabilmesine rağmen,(Yaş seviyesine uygun olanları) ebeveyni tarafından karşılanan çocuklarda öğrenme ve başarma arzusu düşük olacaktır.  Okula başlamadan önceki ev yaşantısında yemeğini kendisi yemiyorsa,evortamında yapabileceği sorumluluklar verilmemişse,(oyuncaklarını toplama,ayakkabılarınıgiyme,belli kıyafetlerini giyme gibi)başarma hazzı yaşatılmamışsa,okul ortamında da kendi başına iş yapabilmede sıkıntı yaşayacak , sıklıkla öğretmendesteğine ihtiyaç hissedecektir.

Bu dönemde çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?

Çocuğun okul reddine yönelten bilinen bir neden varsa bunun hızlı bir biçimde ortadan kaldırılması gerekir. Öncelikle öğretmen ve okul yöneticileri ile işbirliği içinde olunmalıdır. Anneden ayrılmanın yarattığı ayrılık gerginliğinin basit bir durum olarak, hor görülen bir biçimde ele alınması uygun değildir. Ciddi bir kaygı söz konusudur. Çocuğun güven duygusunun yeniden kazanılması gerekir. Annenin belirli bir biçimde okul içinde veya çevresinde onu terk etmeden beklediğini sergilemesi uygun olur. Bu süreç tam güven kurulduktan sonra tamamlanır. Ne zaman sonlanacağı tam olarak kestirilemez. Çocuk anneye ayrılabilme işaretini verir.

Okula gitmesi için zorlamak ne gibi sonuçlara yol açar?

Okula gitmekten vazgeçilmesi uygun değildir. Bir sonraki dönemde de çocuğun benzer tutum sergileme olasılığı yüksektir. Okula gitmenin gerekli olduğu aile içinde ortak bir değerlendirme ile alınmış kesin bir karar olarak çocuğa sunulmalıdır. Bu tutum hiçbir başka koşul ile bağlanmamalıdır..

Çocuğun bu süreci kolaylıkla atlatması için anne ile babaya düşen
görevler nelerdir?

Diğer birçok durumda olduğu gibi öncelik sevgi ve sabırdır. Bu durum ve sergilenen tutumlar sevgi, kararlı , tutarlı olmakla aşılacaktır.  O güne kadar anababa tutumu olarak sergilenmemiş davranışlardan uzak durulmalıdır. Okula gitmenin çocuğa yeni ve değişik bir davranış ortaya çıkarmasına izin verilmemelidir. Okula gitme hiçbir zaman pazarlık konusu olmamalıdır.

Gideceği kurum seçildikten sonra çocuğunuzla okula gidip öğretmenleri ve arkadaşları ile tanışabilirsiniz, hatta “bağlanma nesnesi” olarak sınıfından bir objeyi bir kerelik evine getirmesine izin verebilirsiniz ya da öğretmeni ona bir kağıt verip bir dahaki gelişinde getirmek üzere  bir resim yapmasını isteyerek ona minik ve keyifli bir ödev verebilir. Yuvaya başladığı gün de bu güzel çalışması için ödüllendirilerek iyi bir başlangıç yapmış olur

Hangi durumlarda bir uzmana başvurmak gerekir?

Okula gitmeyi reddetme kabaca 2 hafta ya da daha fazla sürerse, red ile birlikte ortaya çıkan diğer yakınmalar başka zamanlarda da sürerse, günlük etkinliklerde aksamalar ya da zorlanmalar ortaya çıkarsa bir uzmandan yardım alma zamanının geldiği düşünülmeli.

Okulöncesi Eğitimi çocuklara ne kazandırır? Mutlaka göndermek gerekir mi?

Anne babadan sonra görülen ilk eğitim kabaca anaokulu eğitimidir. Sosyal ortamda, yabancılar arasında, aile dışında alınan bu eğitimin özellikle çocuğun toplumsal uyum ve gelişmesi için çok önemlidir. Bu özellikleri nedeniyle vazgeçilmezdir.Eğitimin bir bütün olduğu unutulmamalıdır.Okulöncesi eğitimin eğitim sistemi içinde, kritik önem’esahip bir bölüm olarak düşünülmesi gerekir.Eğitsel planlama ve uygulamalar,ne kadar küçük yaşta çocuğa ulaşabilirse,kişiliği de o ölçüde,istenilen doğrultuda geliştirilebilir.